LİLASIRLAR

ALOE VERA SİHRİ

Yaprakların yüzeyindeki örtüden ayrı, içeriğindeki jelden ayrı faydalanılan aloe vera’nın yüzlerce çeşidi var. Ve yetiştiği bölgenin eco-temizliğine göre fiyatı ve kalitesi artıyor.

Görünüşü çok mütevazı! %99’u su olan bu hantal bitkinin %1’inde, 150 çeşit çok kıymetli eleman var.

A, B1, B2, B3, B12, C ve E gibi 12 farklı vitamin içeriyor. Mineraller, oligo elementler, 18 farklı amino asit… Kalsiyum, sodyum, manganez, magnezyum, çinko, bakır, selenyum, fosfor, potasyum, demir…

Hücrelerin oksijenlenmesi ve sağlıklı kalması için ne gerekiyorsa neredeyse hepsi bu değerli suyun içinde mevcut. Yangı önleyici ve antibiyotik özellikleri de mevcut. Hatta kolajen üretimini de hızlandırdığı biliniyor. (1)

5000 yıldır tıpta ve kozmetikte kullanılan bu bitkinin özü, cildi iyileştirme, onarma ve nemlendirme sorununda en çok kullanılan sudur. Yanıklarda, güneş çarpmasında, cildi yatıştırmak için, yaraların kesiklerin iyileşmesinde, yaşlılığa karşı savaşta hatta kabızlıkta ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesinde sıklıkla kullanılır.

Cildiniz ister alerjik, ister yağlı, ister egzamalı ve kuru olsun… İster saçınızda ister yüzünüzde ister tırnaklarınızda kullanın… Aloe vera ona çok iyi gelecektir. Tek başına saf olarak yatıştırır, nem yükler, sakinleştirir ve onarmaya yardımcı olur.

  • Açai ve goji ile beraber kullanıldığında yaşlanma karşıtı kozmetiklerde yer alır.

  • Zerdeçal ve nane ile beraber formüle edildiğinde egzama, kuruluk ve kaşıntıya iyi gelir.

  • Akne sorunu olan ciltleri yatıştırır.

  • Spirulin (yosun türü) ile beraber saç ve tırnakları kuvvetlendirmek için kullanılır.

  • Ginseng, zencefil veya maca (Peru ginsengi) ile beraber canlandırır, yorgunluğu alır. Enerji yükler.

Kozmetiklere tepki veren, kızarmaya müsait, hassas, susuz, canlılığını kaybetmiş yorgun cildinizden şikâyet ediyorsanız aloe veralı kozmetikler tam size göre.

(1) Kaynakça: Chithra P, Sajithlal G, et al., « Influence of aloe vera on collagen characteristics in healing dermal wounds in rats », Mol Cell Biochem. 1998;181(1-2):71-76.

 

Ayşenur Yazıcı