LİLASIRLAR

CİLDİN 4 DÜŞMANI

Korumasız güneşlenmek

Yaşlanmanın gözünüzle görebileceğiniz etkilerinin %90’ından fazlası güneş ışınlarıyla oluşur. Güneşe derinizi korumasız teslim ederseniz, hücre enerji üretim merkezini “serbest radikaller”in saldırısına bırakmış olursunuz... Doku ve içindeki elastikiyeti sağlayan lifler derin zararlar görür. Hücre ölür, hücre yapısında değişimler olur. Protein sentezi durur! Bunlar yaşlanmanın en önemli sebebidir. Kanser riskini de beraberinde getirir.

Hemen korkmayın! Doğru besleniyorsanız, temiz bir ortamda yaşıyorsanız, yaşamınızda sentetik zehirlerle fazla ilişkiniz yoksa hücreleriniz zaten her gün on binlercesi ile savaştığı serbest radikallerle baş edebiliyor.

Tıpkı her gün bedeninizde oluşan tek tük kanser hücrelerini bağışıklık sisteminizin yok ettiği gibi. Ama vücut direncinizi düşüren şartları oluşturursanız, kanserli hücreyle beden baş edemiyor.

Serbest radikallerin tek sebebi de güneş değil. Petrokimya ürünleri, sigara, bazı gıdalar, ilaçlar da buna sebebiyet verebiliyor. Ama bu moleküler saldırganların en büyük tetikleyicisinin güneş ışınları olduğunu aklınızdan çıkarmayın. DNA yapınızı bile etkiliyor!

Serbest radikaller, kozmetik sektöründe sıkça sözü edilmeye başlanan, artık aşina olduğunuz “antioksidanlar” tarafından etkisiz hale getirilirler. Bunlar enzimler bir grup vitamin ve minerallerdir.

 

Stres ve umutsuzluk

“Fiziksel” tüm sorunların temelinde mutlaka bir “ruhsal” sıkıntı vardır. Stres, bir olayın istediğiniz gibi gitmemesi yüzünden yakanıza yapışan hastalıktır. Siz sıkıldığınızda kan dolaşımınız daralır, asabiyetiniz yükselir, nefes alıp verişinizden tutun da kaslarınıza kadar vücudun her organı ayrı elektrik yüklenir.

Safra keseniz, hormonlarınız, mide salgılarınız her şey baskı altında farklı işlemeye başlar. Deriniz de bir organdır unutmayın. Bir bütünde, aksayan her küçük elemanın etkisi vardır. “Peki, stresten kurtulmak için ne yapayım, elimde olsa yapar mıyım” derseniz, size vereceğim cevaba sakın kızmayın: Evet elinizde. Stresi “sade bir soruna” dönüştürmek sizin elinizde...

Öncelikle, size sadece sızlanmak ve dert aktarmak için gelen arkadaşlarınızla görüşmeyi kesin. Sürekli sıkıntıya odaklanmamak için kendinize yeni ilgi alanları yaratın... (Tahta boyama, yoga, takı yapma, müzik aleti çalma, meditasyon, bir sosyal kulüpte çocuklar için çalışma, dikiş vs.)

İnancınızı ve umudunuzu diri tutacak her türlü desteğe sıkıca sarılın. Tevekkül denilen, elindekine şükretmeyi sıkça yineleyin. Unutmayın ki başınıza her ne geldiyse, mutlaka sizden önce de bir başkasının başına geldi ve o hala yaşıyor. Geçti, gitti. Mutsuzluk da “sürekli mutluluk” hali olmadığı gibi, gelip geçicidir.

 

Makyajı temizlememek

Derinin gün içinde yeteri kadar maruz kaldığı hava kirliliği, klimalar, kir, toz yokmuş gibi bir de siz üstüne bir tabaka koyun. Sonra da bununla uyuyun!

Gece kendini yenilemek için hücrelerinize nefes alacakları bir yüzey bırakmak, aktif maddelerle çoğalmalarına destek vermek yerine, örtün üzerini kir pas ile... Sonra da sabah kalkınca bu sivilce ne zaman çıktı diye sorgulayın. Makyaj temizleme alışkanlığınızı tembelliğe kurban verirseniz zamanla gayet alerjik ve hassas bir cildiniz olacaktır. Kuruluğu ve salgı dengesizliği de çabası!

Zamanla her şeye tepki veren, kızarıklıklarla dolu, kat yerleri belirgin, yaşından önce kırışıkları olan, kirpikleri seyrekleşmiş sivilce dolu bir yüzünüz olacaktır. Hayırlısı!

 

Kötü beslenme, alkol ve sigara

Sabahları karnınızı “zamanım yok” bahanesiyle tostla, öğlenleri hazır gıdalar, yağlı hamurlar, cips, çikolata ve pudinglerle, akşamları da sosis, mayonez ve patatesle dolduruyorsanız cildinize isterseniz altın tozu, havyar sürün nafile!

Hücrelerinizin yenilenmesi, büyümesi, kan dolaşımınızın yeterli oksijen taşıması, salgılarınızın sağlıklı ve elastikiyetinizin sağlam olması için dokularınızın, organlarınızın mineral ve vitaminlere de ihtiyacı var. Kendinize sebzeyi sevdirecek, meyveyi alışkanlık haline getirecek menüler yaratın. Düzenli tuvalete alışkanlığı olmayan ve kabızlık çeken kadınların çoğunun cildi de susuz ve kurudur. Bedeninizin bir sistem bütünü olduğunu unutmayın. Sadece su vererek bitkiyi sağlıklı tutamayacağınız gibi, beslenme alışkanlıklarınızı “sebze-meyve-bakliyat-et-su” olarak eşit dengelemelisiniz.

Alkolün kan basıncını etkilediğini ve karaciğerin işlevlerini zorlaştırdığını unutmayın. Vücudunuzun kimya laboratuarını (karaciğer) allak bullak ederseniz bedeni kaplayan derinin sağlıklı işleyişini de tüm organlar gibi bozarsınız. Alkol vücudunuzun vitamin dengesini de bozacaktır.

Yüzeye yaklaşmış ve çatlamış damarlar, kolay lekelenen, bağışıklık sistemi hasar görmüş bir cilt alkolün size armağanıdır. Kozmetiklerle bir yere kadar yüzeysel görünüm düzeltilebilse de, alt doku genç yaşta çökecektir.

Sigaranın sayesinde, hücrelerinizin oksijen ihtiyacını yarı yarıya azalttığınızdan deriniz kendini gitgide daha az onaracak. İzler deride kalıcı olmaya başlayacak. Kırışıklarınız, sigara içmeyen yaşıtlarınıza oranla 3 misli daha fazla derin ve genç iken ortaya çıkacak. Kuru, sarımtırak, lekeli, cansız ve sarkmış cilt sigaranın size hediyesidir.

 

Ayşenur Yazıcı