LİLASIRLAR

CİLT, KOZMETİK ÜRÜNLERİNİ EMİYOR MU?

 

Cilt kozmetik veya cilt bakım ürünlerini emiyor mu?

Cilt vücudumuzu kaplayan ve bizi koruyan değerli bir organ. Derimiz sadece bizi dış etkenlere korumakla kalmıyor. Ayrıca vücut ısımızı ve su kaybımızı ayarlıyor, mikroplara karşı koruyor ve kendini tamir ediyor. Deri dış katmanda epidermis ve iç katmanda dermis olarak 2 bölgeden oluşuyor.

Epidermisin en üst yüzeyinde stratum corneum denilen neredeyse tümüyle ölmüş hücrelerden oluşan derinin en üst kısmı bulunur. Bu katman dışarıdan girebilecek kimyasal veya mikroplara karşı ana bariyer olarak görev yapar. Stratum corneum’dan geçebilen kimyasalların çoğunu epidermis metabolize edebilir. Cildin geçirgenliği, stratum corneum katmanının kalınlığı ile ters orantılıdır. Mesela avuç içi ve ayak altındaki stratum corneum deri katmanı oldukça kalın ve buna orantılı olarak bu derinin geçirgenliği azdır. Sırt, karın, bacaklar ve kollardaki derinin geçirgenliği ortalamadır. Kol altı ve üreme organları deri tabakası vücuttaki diğer kısımlardan daha ince olup cildin gecirgenliği daha yüksektir.  Stratum corneum’un deri kalınlığı yeni doğanlarda, bebek ve çocuklarda yetiskinlerlerin derisinden çok daha incedir. Bu nedenle çocukların cildi yetişkinlere göre %40-50 arasında daha çok emebilir ve dış etkenlere daha hassastır.

Derimizin iç kısmı olan dermis, epidermise kan damarları, sinirler ve lenfatik sistem ile fizyolojik destek verir. Epidermis tarafından metabolize edilemeyen bazı kimyasallar buradan kan dolaşım sistemine giriş yapabilirler.

 

Cilt bakım veya kozmetik ürünleri deri ve vücut tarafından emiliyor mu?

Pittsburgh Üniversitesi, Halk Sağlığı bölümünde yapılan çalışmada derinin genel içme suyunda bulunan kirletici kimyasalların ortalama %64 kadarını özümsediği gösterilmiş (1). Yukarıda değindiğim gibi vücudun farklı kısımları cildin kalınlığına göre farklı geçirgenliğe sahiptir. Örneğin, kol altı gibi ince deriye sahip bölgelerde ortalama %100 özümseme olduğu çalışmalarla öneriliyor (2).  Yüz ve göz derisi, kol ve bacak derisine göre daha ince. Yüz derimizin vücudumuzun diğer bolgelerine gore 2 ila 6 kez daha fazla geçirgenliğe sahip. Geçirgenlik düzeyindeki bu değişikliğe neden olan faktörleri aşağıda okuyabilirsiniz.


Cildin özümseme düzeyi uygulanan kimyasallarla değişiyor. Örneğin kafein içeren ürün cilde uygulandığında %40-50 arasında emilebiliyor. Kafein içeren merhem cilde uygulandıktan sonra gönüllülerin kanında kafein 5 dakika sonra tespit edilebiliyor. Bu kafein miktari 1 saat sonra kanda maksimum düzeye ulaşıyor (3).

Etkili bir anti-aging içerik maddesi olan niacinamide (Vitamin B3) insan cildi tarafından emilebildiği gösterilmiş (4). Anti-aging (yaşlanma karşıtı) amacıyla kullanılan zayıf östrojenik özelliğe sahip genistein ve daidzein maddeleri stratum corneum deri katmanından emiliyor ve iç deri katmanlarına (epidermis ve dermis) ulaşabiliyor (5, 6).

İçinde fitalatların bulunabildiği sentetik parfümler hem nefes ile hemde deri emilimiyle alınarak vücutta yüksek oranlara çıkabileceği ve bazı kişilerde istenmeyen etkilere neden olabileceği başka bir dikkate alınması gereken konu.  Koku ve parfüm içerikleri için kozmetik standartlarında kabul edilen genel deri emilimi ise %100 (7). Cilt tarafından emilebilen kimyasallar arasında parabenler de bulunuyor.

 

Cildin özümsemesini hangi faktörler değiştiriyor?

Cildin bir maddeyi özümsemesi (emmesi) bu maddenin ciltte uygulandığı yer, uygulanan yerde cildin kalınlığı, derinin fiziksel durumu ve cildin nemliliği ile değişkenlik gösterir.

Yukarıda açıkladığım gibi, cildin kalınlığı vücutta bulundugu yere göre (bacak, sırt, kol altı gibi) değişiyor. Bacak derisi yüz derisine göre daha kalınken, kol altı bunlara göre daha ince ve geçirgen.

 

Cildin geçirgenliği veya bir maddeyi özümsemesi 3 temel faktöre bağlı:

Fiziksel faktörler: Cildin ısı yükselmesi veya düşmesi, hava durumu, güneş ışığı, nem.

Kimyasal faktörler: Ürun içinde bulunan çözücüler, deterjanlar, ürünün asiditesi veya bazik olması.

Patolojik faktörler: Cilde fiziksel zarar gelmesi (çizikler, yaralar, morluklar gibi), cilt hastalıkları veya alerjiler.


Cildin durumu cildin geçirgenliğini ve maddeleri emme düzeyini etkiler. Derinin bariyer özelliğinin fiziksel, hastalık veya kimyasal etkenlerle bozulması cildin geçirgenliğini değiştirecek ve kimyasalların emilmesini arttırabilecektir (8).

Derinin sıcaklığı kimyasal maddelerin emilme düzeyini etkiler (9). Örneğin deri sıcaklığının yükselmesiyle kimyasal maddelerin deriden geçişi artar (10). Deri ısısı ateş veya hava değişimiyle (sıcak yaz günleri, güneşe uzun sure maruz kalmak) artar.

Başka bir ilginç nokta derinin rezervuar fonksiyonu. Rezervuar özelligi ile deri, bazı kimyasalları bir süre depolayabilir. Derinin yüzeylerinden tamamen geçip gitmek yerine, bazı maddelerin bir kısmı deride kalır ve deri rezervuar gibi bunları depolar. Bu depodaki maddeler bir sure sonra deriden salınarak atılır veya salınmayabilir ve depoda kalabilir (11,12). Rezervuar veya depolama ozelliginin olması derinin ısısına, neme, maddenin özelliğine ve maddenin içinde bulunduğu ürünün yapısına göre değişir.

 

Sonuç:

Çalışmalar cilde uygulanan maddelerin deriden vücuda geçebileceğini gösteriyor. Bu konuda bilgi ve bilinç artıyor. Gittikçe daha çok insan doğal, doğal türevli veya organik içerikli cilt bakım ve kozmetik ürünleri seçiyor ve kullanıyor. Doğal, doğal türevli veya organik içerikli ürünler seçmek çoğu istenmeyen ve sağlığa zararı olduğu düşünülen paraben gibi koruyucuları, sert yapılı deterjanları (SLS gibi), içinde fitalat olan sentetik parfümlerle sentetik renklendiricileri ürünlerden hemen saf dışı ediyor. Bu ürünler değerli içerikleri nedeniyle daha detaylı ve dikkatli çalışmalarla üretilirler. Ayrıca, doğal içeriklere sahip ürünler fiyatı ucuzlatacak kestirme üretim tekniklerinden kaçınılarak yapılırlar. Her ne kadar tüm bitkiler cilde iyi gelmeyebilse de, doğal veya organik ürünler en cilde en yararlı ve en iyi etkiyi gösterecek malzemelerle üretilirler. Özetle cilt ve vücudumuzun sağlığı için ne tür ürünler kullandığımıza dikkat etmek ve içerikleri dikkatle okuyarak, bilinçli seçmek bu noktada oldukça önemli.

 

 

Yardımcı Doçent Dr. Ebru Karpuzoğlu, MSc, PhD

Moleküler Tıp ve İmmunoloji

www.drebru.com


Bilimsel Kaynaklar:

1- Brown HS, Bishop DR, Rowan CA. The role of skin absorption as a route of exposure for volatile organic compounds (VOCs) in drinking water. Am J Public Health. 1984 May;74(5):479-84.

2- Kasting GB, Miller MA. Kinetics of finite dose absorption through skin 2: volatile compounds. J Pharm Sci. 2006 Feb;95(2):268-80.

3- Otberg N, Patzelt A, Rasulev U, Hagemeister T, Linscheid M, Sinkgraven R, Sterry W, Lademann J. The role of hair follicles in the percutaneous absorption of caffeine. Br J Clin Pharmacol. 2008;65:488–92

4- Levin, J., Momin, S.B. How Much Do We Really Know About Our Favorite Cosmeceutical Ingredients? J Clin Aesthet Dermatol. Feb 2010; 3(2): 22–41.

5- Metfort I, Heilmann J. In vivo skin penetration studies of chamomile flavones. Pharmazie. 1994;49:509–511.

6- Saija A, Tomanio A. Influence of different penetration enhancers on in vitro skin permeation and in vivo photoprotective effect of flavonoids. Int J Pharm. 1998;175:85–89.

7- Robinson, M. K., Gerberick, G. F., Ryan, C. A., McNamee, P., White, I., and Basketter, D. A. (2000). The importance of exposure estimation in the assessment of skin sensitization risk. Contact Derm. 42, 251–259.

8- Wiechers JW. The barrier function of the skin in relation to percutaneous absorption of drugs. Pharm Weekbl Sci. 1989 Dec 15;11(6):185-98.

9- Bunge A & McDougal J (1999) Dermal uptake. In: Olin SS ed. Exposure to contaminants in drinking water: estimating uptake through the skin and by inhalation. Boca Raton, FL, CRC Press, pp 137–181.

10- Scheuplein RJ & Blank IH (1971) Permeability of the skin. Physiol Rev, 51(4): 702–747.

11- Roberts MS, Cross SE & Anissmov YG (2004) Factors affecting the formation of a skin reservoir for topically applied solutes. Skin Pharmacol Physiol, 17(1): 3–16.

12- Vickers CF (1972) Stratum corneum reservoir for drugs. Adv Biol Skin, 12: 177–189.