LİLASIRLAR

DEPRESYONA KESİN İLAÇ: PARFÜM

Bahar, biyolojik bir döngünün başlangıcıdır. Doğa uyanır, kış uykusunda kabuğunu kalınlaştırıp toprak altında bekleyen tohumlar canlanır, hayvanların ve insanların hormonları değişime başlar çünkü güneş artık bize daha yakın durmaya başlamıştır. Güneş enerjisi hücreleri dürter, tüm canlılar için yeni bir yaşam şekli başlar. Gece kısalır, gündüzler daha uzar, yaşamaya daha koşar adımlarla devam ederiz.

Cemre havaya, suya, toprağa düşer… Bu “devir töreninde” ruhen bir afallama dönemine girenlerimiz çok. Sonbahar ve ilkbaharda depresyona girenlerin sayısının arttığını biliyoruz. Peki, dünya bu kadar “hoş” ve “neşeli” hale bulaşmışken, içimizin daraldığı bu geçici dönemi nasıl kolay atlatırız? Ruhumuzu güldürerek!

Ruhu güldürmenin, kahkaha attırmanın, kendimize torpil geçip, bu dönemi hafif atlatmanın, yaşama biraz 97 oktan benzin ilave etmenin birkaç yolu var.

Hobilerimize vakit ayırmak, dostlarla vakit geçirmek, uzun zamandır kullanmadığınız banyo köpüğüyle küveti doldurup uzanmak, müzik dinleyerek seyahat etmek, sudoku çözmek, internette puzzle oyunları oynamak…

Tüm bunların “uzun vadede” bizi toparladığını biliyoruz. Acilen içimiz daraldığında, ofisi terk edip dünya turuna çıkmak istediğimizde, her söze alınır, her durumdan felaket çıkarır duruma geldiğimizde bir parfüm bizi yatıştırabilir. Bu kanıtlanmış bir olgu!

Koku, iç dünyaya aittir. Hafızada bir duyguyla beraber kaydolmuş kokular, yıllar geçse bile koku tekrar buruna değdiğinde “duyguyu” da getirir…

Babanızın evi terk ettiği akşam ocakta pişen karnabahar kokusu hafızanıza “kötü bir anı” olarak kaydedilebilir. Her pişen karnabahar kokusu duyduğunuzda birileri sizi terk ediyor gibi içinizin sızlaması bu hatıraya aittir.

Şimdi gelelim parfümün ruhunuzda neleri tamir edebileceğine...

  • Sinirleriniz sık sık zıplıyorsa, ters gününüzdeyseniz, yatıştırıcı kokular, başınızı anne şefkatiyle başınızı “sakin ol” diye okşayacak oksijenli kokular lazım. Pudralı ama şekerli, karamelli olmayan kokular. Okyanus kıyısı, iyot, çam ve sıcak yaz notaları olan parfümler...

Christian Dior Dune

Yves Rocher Chevrefeuille

Givenchy Shalimar, Absolutely Givenchy

Marc Jacobs Daisy İn The Air

  • Somurtup duruyor, içinizde bir ağırlıkla, masanızda yığılmış dosyalara içinizden dokunmak gelmiyorsa ve birinin sizinle ilgilenmesiyle neşelenmeye hazır bir ruh halindeyseniz; tatlı çiçek kokularından yardım alın. Leylak, menekşe, gardenya, yasemin...

Givenchy Amarige

Dream Angels Heavenly Victoria Secret

L’Occitane Candied Fruit Perfume

Insolence Fruity Floral Guerlain

  • Menopozdaki kadınlar üzerinde müge kokusunun çok ferahlatıcı etki yaptığını parfüm dersimde hocam anlatmıştı. O zamanlar sadece Diorella adlı parfüm bu kokuyu net taşıyordu. Ama şimdi bu tarz birçok alternatif parfüm var.

Diorella Christian Dior

Cabotine Bleu Parfums Gres

Ceruti 1881 Lumieres D’ete

Calgon Morning Glory by Coty

  • Sevgiliden ayrıldınız. Bir şeyler eksik gibi artık gününüzde. Hani olmasa da olur diyorsunuz ama içinizden bir duygu sürekli “O artık yasak. O yok” diyor… Tıpkı diyette olmak gibi! Diyet yapmaktan kendinizi Hint fakiri gibi hissetmeye başladığınızda da sizi “mahrum” kalmış hissettiren aynı duygudur! Gözünüz midenizden çekilmiş, ama plastik bir bardağa bile “yenebilir” bir madde olarak bakmaya başladıysanız, sizi neşelendirirken beyninizin tatlı sulu meyve bölümünü de doyuracak kokulardan sıkın. Hem çiçek hem meyve özleri mide salgılarınızı da “doymuş” gibi düzenleyecektir. Aşk acınızı da… (Yasemin, gül gibi derin çiçek kokularından, baharattan, uzak durun. Bunlar sevgi, şefkat ihtiyacını daha da dürter)

Anna Sui Dolly Girl Bonjour L’Amour Perfume

Delice De Cartier Eau Fruitee Perfume

DKNY Delicious Candy Apples Perfume

Dolce Gabana L’Amoureux

 

Neye sıkıldığınızı bilmiyor ama sürekli uyumak istiyor, üzerinden on yıl geçmiş eski aşklarınızı bile kafaya takıp kuruyor, banyo yapmak istemiyor, pijamaları çıkarmaya üşeniyor, dünyada ne olup bittiği sizi ilgilendirmiyorsa; bir psikologdan, danışmandan destek isteyin. Parfümü çoook daha önce sıkmalıydınız…

 

Ayşenur Yazıcı